Şuur Varlık !?

Bmt5KTMIQAAWSGu.jpg-largeBlogumu çok ihmal ettim diye geçirirken içimden sevgili Aylin’in paylaştığı bir yazıyla karşılaştım.

Yeniden ordanburdan yazmak için en güzel başlangıç sanırım…üzerine çokca düşünülesi bir yazı!

Evren,”insan şuur”unu kendisini anlaması için yarattı. D.Chopra

20.TÂHÂ:117 ÂDEM.. 

http://www.ahmedhulusi.org/kuran/020_taha_a.htm

Reklamlar

LİMON ZENCEFİL BİBER :)

zencefil limonKundo.co bugünlerde GÜNE ZIMBA GİBİ BAŞLAMANIN yollarını paylaşıyor…

İşte süper bir tarif…Şifa olsun 😉

LİMON ZENCEFİL BİBER

MALZEMELER:
Bir limonun suyu
1 cm suyu çıkarılmış zencefil
Bir küçücük tutam acı biber

Gün içinde bu karışımdan bir tane için.
Hatta iki.
Grip etrafta kol mu geziyor?
Kim o, biz tanımıyoruz!

Sağlığınızla ilgili daha fazla bilgi için:

www.kundo.co

Beyine zarar veren alışkanlıklar!

beyine-zararli-Bakın beyine zarar veren alışkanlıklar listesinin ilk 10’unda neler var !…

1. Kahvaltı etmemek

Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonunda beyin dejenerasyonuna yol açar.

2. Aşırı yeme
Beyin arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar.

3. Sigara içmek
Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açabilir.

4. Yüksek şeker tüketimi
Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur ve dengesiz beslenmeye neden olur ve beynin gelişmesine engel olabilir.

5. Hava kirlenmesi
Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır.

6. Uyku yetersizliği
Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uykudan uzun vadeli yoksunluk beyin hücrelerinin ölmesini hızlandırır.

7. Uyurken kafayı örtmek
Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve beyne hasar veren etkilere yol açabilir.

8. Hastalık sırasında beyni çalıştırmak
Hasta iken çok çalışmak veya öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.

9. Uyarıcı düşüncelerde eksiklik
Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin eksikliği beyin daralmasına yol açabilir. Çapraz bulmaca ve Sudoku iyi egzersiz sağlar.

10. Az konuşmak
Zihinsel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.

Kaynak: http://okyanusum.com/makale/beyine-zarar-veren-aliskanliklar/

gökyüzünde neler oluyor?

Bugün sizinle astrolojiden haberler paylaşmak istedim…zira gökyüzünde önemli olaylar oluyor 🙂 ve bu olaylar bakalım hayatlarımıza neler getiriyor?

Sevgili Öner Döşer’in yorumuyla…

ŞOKLARA, SÜRPRİZLERE VE ÇARPICI GELİŞMELERE HAZIR OLUN!

Sürpriz gelişmeleri, birden ortaya çıkan durumları, şokları ifade eden Uranüs gezegeni de yine 17 Aralık tarihinde Koç burcundaki gerilemesini tamamlayarak direkt hareketine döndü. Geri hareketteki bir gezegen direkte dönmesi, daha evvelce içeride kalan şeylerin, dünyevi alanda görünür hale geleceğini gösterir. Koç burcu açıklık, netlik ister ve hakkını aramak ilkesiyle, Uranüs de gerçekleri çarpıcı bir şekilde ortaya çıkarmak, uyandırmak, farkındalık kazandırmak ilkesiyle örtüşür. Direkt harekette olduğunda, keskin ve çarpıcı biçimde ortaya çıkarıcı nitelikleri görünür olur. Demektir ki şok eden, adeta bomba etkisi yaratan, sürpriz ve hızlı gelişmelere açık bir sürece girmiş bulunuyoruz.

İKİZLER BURCUNDA DOLUNAY VE SICAK GÜNDEM

17 Aralık tarihinde 25 derece İkizler burcunda gerçekleşen dolunay Türkiye astroloji haritasının 12. evine, bu evde İkizler burcunda yerleşmiş Ay derecesine yakın denk düşüyordu. Dünya Astrolojisi’nde 12. ev gizli olan, saklanan, perde arkasında kalan konuları, kişileri ve durumları ifade eder. Yine Dünya Astrolojisi’nde Ay halkı anlatır ve 12. evdeki yerleşimi, halktan, kamudan gizlenen bilgi ve belgeleri de ifade eder. İkizler burcu bilgi-belgelerle alakalıdır. Dolunayda Ay maksimum aydınlığına ulaşmış olur ve bu yüzden her şey aydınlığa çıkar, görünür durumda olur. Tüm bu anahtar sözcükleri bir araya getirdiğinizde, son iki gündür yaşananların astrolojik sembollerle nasıl da örtüştüğü aşikar hale gelir. Fazla söze gerek yok; astroloji haritaları konuşuyor zaten! İzlemedeyiz…

Sevgiler,

Ruh Rengarenktir…

Bugün fotoğraf aşkına rengarenk bir gün geçirdim…

Akşam fotoğraflarıma bakıp değerlendirirken geçenlerde okuduğum bu yazı geldi aklıma…

Hem fotoğrafları çok güzel, hem mesajı…renkli..içi açıcı…

Yazarı Efe Elmas‘ın ellerine, beynine sağlık…izniyle paylaşıyorum…

Mutlaka okuyup, değerlendirim derim… buyrun… 😉

Şimdi sizinle bir parçanızı tanımanız için küçük bir test yapalım. Gözlerinizi kapatın ve evinizde çocuğunuzun odasına doğru ilerlediğinizi imgeleyin. Olmasa bile çocuğunuz varmış gibi hayal edin.

Şimdi çocuğunuzun odasına girin ve çocuğunuzun elinde pastel boyalarla duvarları boyadığını görün. Onu gördüğünüz anda ne yaparsınız?

rengarenk çocuklar

Pastel boyayla duvarları boyayan çocuğunuza hemen müdahale eder misiniz, ona bağırır ve hemen boyaları mı alırsınız, yoksa yavaşça yaklaşıp bu yanlış deyip, bir bezle duvarı eski haline mi getirmeye çalışırsınız? Veya çocuğu serbest mi bırakırsınız?

Eğer çocuğa müdahale ediyorsanız üzgünüm, siz de sistemin bir parçası haline gelmişsiniz demektir, hem de toplumun büyük çoğunluğu gibi. Aynı işlemi geçtiğimiz aylarda devlet babanın adamları da yaptı, içindeki çocukla barışık olan olgun kimselerin rengârenk boyadıkları merdivenleri yıkayıp, eski gri haline getirdiler. Peki neden bu renklere olan müdahale?

Onların yaptıklarıyla çocuğumuza yaptığımızın bir farkı yok esasında. Elbette çocuğu sorumsuz yetiştirelim demiyoruz ama kendi odasında, kendi yaşam alanında en azından bir duvarda, rengârenk bir dünya yaratmanın ve boyamasının ne sakıncası olabilir ki, bunun kime zararı var? Niye daha çocukken hayal dünyasını ve özgürlüğünü elinden alıyoruz, bunun arkasında bize dikte ettirilen fikir ne? Neden devlet bizim gibi renklere tahammül edemiyor… Bu soruyu anlamak çok da zor değil bunun için iş dünyasının “gri” takım elbiseli adamlarına bakabilirsiniz.

İş dünyasında renkler yoktur, takım elbiselerin hepsi bir örnek, kadın-erkek herkes gri siyah beyaz elbiselerle gri binalar, gri dosyalar ve renksiz koyu tonlu ofislerde iş yaparlar. Kapitalizmin ve para kazanma hırsının, gereksiz “ciddiyetinin” rengidir gri. Renklerin olması genel kanıya göre “ortamı ciddiyetsizleştirir”.

Halbuki doğadan daha ciddi bir oluşum var mıdır, binlerce yıllık? Doğanın rengi salt gri değildir, ormanlarıyla yeşil, denizleriyle mavi, toprağıyla kahverengi-kızıl, kumlarıyla sarıdır, çiçekleriyle mordan, kırmızıya varan envai çeşitlerdir. Kısacası hayvan bitki ve her şeyiyle rengârenktir doğa. Aynı insan ruhu gibi…

evini_rengarenk_boyamak

İnsan ruhunu tek bir renge hapsedemezsiniz, gri siyah beyaza sıkıştırmak insanların çeşitliliğini kabul etmek değil, onları “tek çeşit” haline getirme arzusundan kaynaklanır ama bu tek çeşitlilik aynı zaman kişiliklerin de yitip gitmesidir. Örneğin iş başvurusuna gelen 100 insan da griler içinde ki takım elbiseleriyle gelirler bunlardan biri mavi fular taksa iş verenin aklında 99 gri adam değil (zira hepsi aynıdır), o mavi fular takan adam kalır (Mavi fularlı adam gibi veya kırmızı elbiseli kız örneğindeki gibi). Çünkü o kişi sıradanlıktan çıkmış, giysisine “ruhunu” yansıtmıştır. Ruh rengarenktir öyleyse.

Farklı duygular, farklı yönler, farklı bakış açıları ve farklı düşünce şekilleriyle bizi biz yapan şeyler tek renk değil, farklı renklerin muhteşem bir uyumunu içerir. Çünkü ruh ışıldayan renkleriyle bezemiştir bedenimizi… Eğer ikinci görüş denilen durugörü ile bir insana bakabilirseniz, aurasının rengarenk salınım yaptığını, çakralarının yeni renkle parıl parıl ışıldadığını ve karşınızda muhteşem bir renkli ışıklardan enerji dansı olduğunu görürdünüz.

çocuklar ve renk

Peki ne yapabiliriz, griler içine hapsetmeden nasıl ruhumuzun ışığını, renklerini dış dünyamıza yansıtabiliriz? Tabi ki çocuklarımızdan başlayarak işe başlayabiliriz. Öncelikle çocuğunuzun farklılıklarından dolayı onu yargılamayın, matematiği kötüyse belki edebiyatı iyidir, her konuda tek düze ve iyi olmak zorunda olmadığını fark edin. Eğer bir şeyleri yapamıyorsa, bu sorunları olduğu için değil, başka bir şeyi muhakkak daha iyi yapabildiği içindir.

“Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirecektir.” Albert Einstein

Bırakın çocuklarınız renklerin dünyasına girsin, ruhlarındaki bilgeliği ve enginliği renklerin dilleriyle aktarsınlar. Hatta izin verin ruhunuz odanızı renklendirsin, grilere hapsetmeyin, renklerle bezeyin odalarınızı. Tek renkle hapsetmeyin, ofisinizi renklendirin, en önemlisi zihninizi renklendirin yani çeşitliliği kabul edin, bir kuşun yüzemeyeceğini, bir balığın uçamayacağını bir zürafanın ağaca tırmanamayacağını kabul edin, herkesi kendi doğasında ve çeşitliliğinde kabullenip sevin. İşte o zaman çeşitlilik aynı doğanın engin renkleri gibi, hayatımızı güzelleştirecek ve renklendirecektir. Daha da önemlisi bu felsefeyle büyümüş olan çocuklarımız, farklıları daha da farklılaştırmayacak hepsini bir çeşitlilik olarak görüp birliği yaratacaklardır. Empati ve geniş açılı bir bakış açısıyla, ruhlarının renklerini Dünya’larına yansıtmayı öğrenecekler ve adım adım ışıldıyan bir Dünya yaratacaklardır.

Kaynak: http://indigodergisi.com/2013/11/ruh-rengarenktir/